Eğitim çalışanlarının haklarının güvencesi, hak ihlallerinin takipçisiyiz


822 | 28.02.2017
| |

Eğitim-Bir-Sen Genel Başkan Yardımcısı Hasan Yalçın Yayla, bütün güçlüklere ve engellere rağmen, emeklerinin, çabalarının ve kazanımlarının sonucunda ulaştıkları 400 bini aşkın üye sayısıyla zirvedeki yerlerini sağlamlaştırdıklarını ifade ederek, “Bu başarı ve geldiğimiz nokta, sayısal çoğunluğun yanı sıra, özlük ve özgürlük hakları için mücadelemizin, müfredat gibi temel eğitim meselelerindeki duyarlılığımızın ve tüm genel konularda medeniyet değerlerimize uygun duruşumuzun eğitim çalışanlarınca benimsenerek daha fazla güç birliğine dönüştüğünü ortaya koymaktadır. 25 yıllık tarihimizde nitelikli çalışmalara ve onlarca kazanıma imza attık, eğitim çalışanlarının haklarının güvencesi, kazanımların adresi olduk” dedi.



Genel Başkan Yardımcısı Atilla Olçum, müfredatın, siyasal, sosyal, kültürel ve teknolojik gelişmeler bakımından dünyanın geldiği son aşamada Türkiye’nin ihtiyacını karşılayamaz hale geldiğini belirterek, “Bunun da ötesinde, mevcut eğitim sistemi maalesef hâlâ kimi sorunların kaynağı olmaktadır. 15 Temmuz, aslında bu acı gerçeğin bir kez daha tecrübesi olmuştur. Eğer ülkemizin geleceğine ilişkin bir idealimiz varsa, müfredat odaklı olarak eğitim sistemimiz ivedilikle yeniden ele alınmalıdır” şeklinde konuştu.

Genel Başkan yardımcıları Hasan Yalçın Yayla ve Atilla Olçum, Eğitim-Bir-Sen İstanbul 6 No’lu Şube’nin Armutlu’da yaptığı ‘istişare ve planlama’, 7, 8 ve 9 No’lu üniversite şubelerinin Pendik’te düzenlediği ‘eğitim’ toplantısına katıldı.

Şube yönetimleri, ilçe temsilcilik yönetimleri, işyeri temsilcileri ve kadınlar komisyonu üyelerinin katıldığı toplantıların açılışında konuşan Hasan Yalçın Yayla, eğitim çalışanlarının Eğitim-Bir-Sen’e verdiği desteğin, normal bir teveccühü aşan niteliğiyle gerçek bütünleşmeyi ifade ettiğini kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sendikamıza aidiyet, demokrasi ve kalkınma yolunda tüm kaynaklarını harekete geçiren Türkiye ideali etrafında gönüllü, bilinçli, katılımcı bir seferberliğin derlenip toparlanarak bütünleşmesi sonucudur. Sayısal olarak kendimizle yarıştığımız ortamlarda bile olgunluk sınırımızı aşmadık; vakur, mütevazı duruşumuzu bozmadık, bozmayacağız. Bütün eğitim çalışanlarını büyük ailemizin birer ferdi olarak kardeşimiz bildik, onlarla kucaklaştık ve bu kucaklaşma bizi her geçen yıl daha da büyüttü. Biz sayısal üstünlüğümüzü nitelikli güce, gücü kazanıma dönüştürüyoruz. Bizi ülkemizin en büyük sivil toplum kuruluşu yapan bu anlayış doğrultusunda çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz.”



Ahlâki ilkeleri olan, erdemi, dayanışmayı önemseyen, değerler sendikacılığını benimseyen bir teşkilat olduklarını dile getiren Yayla, “Bizim sendikacılık anlayışımız, mali ve özlük haklar konusunda olduğu kadar, sosyal, kültürel alanda da etkin olmayı amaçlar. Hak arama iddiasında olan her kişi ve kurumun söylem, eylem, araç ve üslûp olarak haksızlıktan kaçınma mecburiyeti, temel ahlâki ilke olmalıdır. Bu duyarlılığımız genelde tüm insanımızda özelde kamu görevlilerimizde yüksek bir karşılık ve teveccüh gördüğünden her geçen gün büyüdükçe büyüyoruz. 400 bin üye sayısını geçen Eğitim-Bir-Sen’in zirvede bulunmasının sırrı, insanla, değerlerle ve medeniyetle kurduğu sarsılmaz ruh ve gönül beraberliğidir” diye konuştu.



Türkiye’nin 15 Temmuz’da çok ciddi bir tehlike atlattığını, milletin gövdesini siper ederek hainleri püskürttüğünü hatırlatan Yayla, “15 Temmuz darbe ve işgal girişimi sonrası, terör örgütü elemanlarının kamudan temizlenmesi ekseninde yapılan idari ve hukuki tedbirleri yerinde bulduk. Ancak bu tedbir ve girişimlerin bir mağdur kitlesi ortaya çıkaracak kadar ölçüsüz yürütülmesini anlamakta güçlük çekiyoruz. Bylock kullandığı gerekçesiyle ihraç edilenler teknik olarak söz konusu programı kullanmadıklarını ispat ettikleri halde haklarında düzeltici bir işlem yapılmamış olması büyük bir hak ihlalidir. Mülki idare amirleri tarafından haklarında yapılan soruşturmalar neticelenmiş, herhangi bir suç unsuruna rastlanmamış kişilerin halen görevine iade edilmemiş olması kamu vicdanını yaralamaktadır. Soruşturmaları tamamlanmış, haklarında bir işlem yapılmamış kişilerin derhal görevlerine iade edilmesi gerekmektedir. Sendika olarak bunun takipçisiyiz” değerlendirmesinde bulundu.
 


Olçum: Yakın tarihimiz ders olarak okutulmalıdır

Genel Başkan Yardımcısı Atilla Olçum, eğitim müfredatının, siyasal, sosyal, kültürel ve teknolojik gelişmeler bakımından dünyanın geldiği son aşamada Türkiye’nin ihtiyacını karşılayamaz hale geldiğini belirterek, “Bunun da ötesinde, mevcut eğitim sistemi maalesef hâlâ kimi sorunların kaynağı olmakta, olabilmektedir. 15 Temmuz, aslında bu acı gerçeğin bir kez daha tecrübesi olmuştur. Eğer ileri amaçlar edinen bir Türkiye idealimiz varsa, müfredat odaklı olarak eğitim sistemimiz yeniden ele alınmalıdır. Eğitim sisteminin, irfan köklerine bağlı, medeniyet değerlerini modern açılımlarla kaynaştırmış, yenilikçi, kendine güvenen, eleştirel bakış ve düşünme biçimine sahip, üretken, birlikte çalışma kültürü edinmiş, memleket ve millet sevgisiyle dolu, hak ve özgürlüklere saygılı fertler yetiştirmeyi amaçlayan bir müfredata kavuşturulması hayati önemdedir. Bu ideale uygun olarak bütün toplumsal yapıyla ilişkili gördüğümüz eğitim ve müfredat odaklı çalışmalarımızın sonuçlarını eğitim camiası ve kamuoyuyla paylaştık. Ardandan da, Millî Eğitim Bakanlığı’nın açıkladığı taslak müfredatı inceleyerek, eleştiri ve önerilerimizi yetkililere ilettik” dedi.

15 Temmuz’un gençlere çok iyi anlatılması gerektiğinin altını çizen Olçum, şunları söyledi: “Yakın tarihi askeri darbelerle dolu bir ülkenin vatandaşları olarak bir daha millete bedel ödetilmemesi, millî iradenin kesintiye uğratılmaması, özgürlüklerimizin elimizden alınmaması, haklarımızın ve kazanımlarımızın sıfırlanmaması için üzerimize düşeni yapmalı, bu uğurda mücadele etmeliyiz. Bununla birlikte yeni nesillerin özellikle yakın tarihimiz hakkında doğru bilgiyle donatılması elzemdir. Yeni 15 Temmuzlarla bir daha karşılaşmamak için bu konular ders olarak okutulmalı, gençlerimiz bilinçlendirilmelidir.”

16 Nisan’da yapılacak olan anayasa değişikliği referandumuna da değinen Olçum, kuruldukları günden beri hep milletin yanında yer alan bir sendika olarak, milletin, kamu görevlilerinin lehine olan her çalışmayı desteklediklerini, bundan sonra da aynı tavrı göstereceklerini, duruşlarından taviz vermeyeceklerini söyledi. Olçum, “Ülkemizin ve milletimizin hayrına olduğuna inandığımız anayasa değişikliğine ‘evet’ diyeceğiz” ifadelerini kullandı.



 

Şekerci: Sorumluluğumuz büyüktür

Eğitim-Bir-Sen İstanbul 6 No’lu Şube Başkanı İdris Şekerci ise, sahadaki çalışmalarından dolayı şube ve ilçe yöneticilerine teşekkür ederek, “Hem Türkiye genelinde hem de şubede yetkili olmak bizim omuzlara artı sorumluluklar yüklemiştir. Üyelerimiz ve tüm çalışanlar bizlerden daha çok alın teri beklemekte, bizleri daha çok yanlarında görmek istemektedir. Dolayısıyla sahaya, üyeye ve çalışanlara daha çok zaman ayırmamız gerekir” şeklinde konuştu.

İstanbul 7 No’lu Şube Başkanı Mustafa Beyazatlı, 8 No’lu Şube Başkanı Doç. Dr. Yusuf Zeren ve 9 No’lu Şube Başkanı İlyas Yavuz da birer konuşma yaparak, çalışmaları ve sendikal hedefleriyle ilgili bilgi verdiler. 









Küfür, Hakaret ve Rencide Edici Yorumlar Yayınlanmayacaktır.

Top